enflasyonemeklilikötvdöviztümkiadplusel
DOLAR
16,6932
EURO
17,4388
ALTIN
972,47
BIST
2.390,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
K.Maraş
Açık
32°C
K.Maraş
32°C
Açık
Cuma Açık
34°C
Cumartesi Açık
34°C
Pazar Açık
34°C
Pazartesi Açık
36°C

4 BÜYÜK ŞİRKETİN VE SEKTÖR TEMSİLCİLERİNİN AJANDASI

Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Pegasus, LC Waikiki, Ülker ve Turkcell’in üst düzey yöneticileri ile sektör temsilcileri, ajandalarında hangi konuların olduğunu anlattı.

4 BÜYÜK ŞİRKETİN VE SEKTÖR TEMSİLCİLERİNİN AJANDASI
4 büyük şirketin ve sektör temsilcilerinin ajandası

İçinden geçtiğimiz süreçte pek çok sektörde ‘kazanan şirket’ olmanın kriterleri adeta yeniden yazılıyor. Tedarik zincirinin kırılması, hammadde fiyatları, uluslararası pazarlardaki dengeler elbette etkili. Ancak bir yandan değişen tüketici ve ihtiyaçları diğer yandan sürdürülebilirlik ve çevreci yaklaşımlar rekabetteki yeni paradigmayı belirliyor. 24 ana sektör de bu gerçeklere göre şekilleniyor ama nasıl? İşte yanıtlar…

Lider şirketler rekabette öne çıkmak için yoğun bir ajanda izliyor. Pegasus Genel Müdürü Mehmet T. Nane, 2021 ve sonrasında seyahat deneyimini iyileştirmek için dijitalleşme yatırımlarını artıracaklarını söylüyor. “Filo dönüşümümüz de bizi ayrıştırıyor. Filomuzu yeni nesil çevreci uçaklarla genişletiyoruz” diyor.

LC Waikiki’nin odağında alışveriş deneyimini, hem fiziksel hem dijital hem de çok kanallı boyutlarıyla iyileştirmek bulunuyor. LC Waikiki Genel Müdürü Berna Akyüz Öğüt, “Çok kanallı uygulamalarımız, önümüzdeki dönemde gelişerek ve yaygınlaşarak devam edecek. Mağaza ve e-ticaret kanalları arasında geçişkenlik gösteren çoklu kanal satın alma davranışını destekleyen hizmetler gelişecek” diyor.

Ülker Bisküvi CEO’su Mete Buyurgan, ürünlerin, online ve offline satış kanallarında yeterli ve kaliteli şekilde bulunması, hedef tüketici kitlelerine ve kanala ya da müşteriye özgün uygun promosyonların planlanmasının önemli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bu gerçekten hareketle büyümemizin en önemli itici gücünü ‘inovasyon’ projeleri oluşturuyor. Dijital dönüşüme hız vererek yeni yatırımlar ve güçlü inovasyonlarla liderliğimizi devam ettirmek için çalışmayı sürdüreceğiz.”

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan, başta uzaktan çalışma, uzaktan eğitim, teletıp olmak üzere online alışveriş, online eğlence gibi alanların daha da yükseleceğini düşünüyor ve şunları söylüyor: “Bu alanlara yönelik geliştirdiğimiz ürün ve hizmetlerimizle önümüzdeki dönemde ‘Önce Müşterim’ diyerek müşterilerimizin hizmetinde olacağız. 5G, büyük veri, yapay zeka gibi teknolojilere yönelik yatırımlar da odak alanlarımızdan.”

Tekstil ve hazır giyimde 60 bine yakın işletme faaliyet gösteriyor. Tekstilde en büyük oyuncular bile pazardan yüzde 7’nin üzerinde pay alamıyor. Hazır giyimde de benzer bir tablo var. Bugün her iki sektörde de tabana yayılan agresif rekabetin odağında sürdürülebilir üretim ve dijitalleşme yer alıyor. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, yeni rekabet ortamında sürdürülebilir, katma değerli üretim yapanların büyüyebildiğini söylüyor. Türk üreticilerin bu konudaki yüksek kabiliyeti nedeniyle pandemide tekstil sektörünün uluslararası arenada güçlendiğine dikkat çeken Öksüz, “Avrupa’da pazar payımızı yüzde 14’ten yüzde 17’ye çıkardık. Örmede ilk kez Çin’den birinciliği aldık. İplik, dokuma ve ev tekstilinde dünyadaki sıralamamız yükseliyor, teknik tekstilde hızla büyüyoruz” diyor. 

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya da hazır giyimde sürdürülebilirlik kriterlerini yerine getiren, döngüsel ekonomiye uygun üretim yapan şirketlerin güç kazandığını ifade ediyor. Rekabetin hızlı moda ürünlerden rahat ve daha uzun süre giyilebilen ürünlere kaydığını dile getiren Kaya, küçük ölçekli işletmelerin de büyük üretici ve markalarla iş birliği yaparak rekabet etmeye çalıştığını anlatıyor. Kaya’ya göre ancak teknolojik dönüşüm ve katma değere odaklı pazarda gereken odaklanmayı sağlayamayanlar önümüzdeki dönemde pazardan çekilecek. Sadece hazır giyim ve tekstilde değil her sektörde rekabet yeniden şekilleniyor. İşte rekabette öne çıkaran unsurlar…

BİYOTEKNOLOJİ ÖN PLANDA

İlaç sektöründe binin üzerinde şirket var. Ciro bazında pazarın yüzde 50’sini ilk 20 şirket paylaşıyor. Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) Başkanı Hasan Ulusoy, sektörde onkoloji, kalp-damar sistemi ve diyabet ürünlerinin en hareketli üç alan olduğunu belirtiyor. Ayrıca yeni teknolojiyle üretilen biyoteknolojik ürünlere odaklananların rekabetçi olduğunu söylüyor. Kimyasal yöntemlerle üretilen ilaçlarla tedavi edilemeyen birçok hastalıkta bugün biyoteknolojik ilaçlar devreye giriyor. Bu nedenle bu kategori hızla yükseliyor. Dünyada yüzde 30 paya sahip olan biyoteknolojik ilaçların payı Türkiye’de yüzde 25’e ulaşmış durumda. Abdi İbrahim İlaç, bu alanda daha da güçlenmek için yatırım yapıyor. Şirketin CEO’su Dr. Süha Taşpolatoğlu, yeni dönemde biyoteknolojiye ve yeni molekül geliştirme çalışmalarına daha çok odaklanacaklarını söylüyor. “Türkiye’de 2020’de satılan toplam 23,6 milyar TL’lik ithal ilacın 8,1 milyar TL’lik kısmını biyoteknolojik ilaçlar oluşturdu. Biyoteknoloji, sektörümüz için odaklanılması gereken çok önemli bir alan” diyor. Taşpolatoğlu, dijitalleşmenin de mekandan bağımsız olarak çalışma esnekliği kazanmaktan operasyonların daha etkin hale getirilmesine, global tedarik süreçlerinin online olarak yönetilmeye başlanmasından yapay zeka destekli ilaç geliştirme çalışmalarına kadar pek çok cephede süreçlerini etkilediğini anlatıyor. Bu konuda neler yaptıklarını şöyle paylaşıyor: “Üniversite ve sanayi iş birliği projemiz çerçevesinde, 3D printer kullanarak ilaç ve vitamin konusunda çalışıyoruz. Vitaminleri kişiye özel üretme konusundaki dönüşümün daha hızlı olabileceğini öngörüyoruz. Bu öngörü ışığında çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

TEHLİKE SINIRI

Son yıllarda hızlı büyüyen özel okul sektöründe 5 bin 251 şirket rekabet ediyor. Ağırlık küçük ve orta ölçekli şirketlerde. Rekabete sayısı 10’u bulan zincir okullar yön veriyor. 2020 yılına kadar hızlı bir büyüme yaşayan sektör, pandemide özellikle uzaktan eğitime geçişten olumsuz etkilendi. Bu süreçte gerekli altyapısı olmayan, teknolojide yetersiz kalanlar, öğrenci kaybına uğradı. Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Başkanı Zafer Öztürk, sektörde ayakta kalmak için iyi bir eğitimin yanı sıra teknolojik üstünlüğün de gerektiğini ifade ediyor. Pandemide yüzde 10-15 öğrenci kaybı yaşandığına değinen Öztürk, hem rekabette geri kaldığı hem finansal anlamda zayıfladığı için mevcut okulların yüzde 10-15’inin tehlikede olduğunu düşünüyor. Yeni dönemde rekabette dijitalleşme öne çıkıyor ve büyük oyuncular da bu alana odaklanıyor. 255 okullu Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları’nın icra kurulu başkanı Hüseyin Yücel, rekabetin odağında dijitalleşme olduğunu ve pandemiyle bu konuda kırılma noktası yaşandığını ifade ediyor. İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Kurucu Temsilcisi Serhat Özeren de nicel büyüklükten ziyade nitelikli eğitimi önceliğe aldıklarını söylüyor. BT ve dijital yatırımların pandemi döneminde kendilerini önde tuttuğunu ifade eden Özeren, “Bu alanlardan uzak duranların giderek küçülüp kimliklerini kaybettiklerine tanık olduk” diyor.

ÇEVRECİ TEDARİK

Mobilya 36 bin üreticiyle oyuncu sayısının fazla olduğu alanlardan biri. Pazarın yüzde 90’ına KOBİ’ler hakim. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD) Başkanı Nuri Gürcan, daha önce sektörde fabrikasyon üretim yapan ve hızlı mağazalaşan şirketlerin güç kazandığını bugünse rekabetin yeni gücünün yenilikçilik ve e-ticaret olduğunu söylüyor. Hammadde sorunu yaşamayan ve finansal olarak güçlü şirketlerin öne çıktığını ifade eden Gürcan’a göre pandemi en çok küçük ölçekli üreticileri etkiledi. “Özellikle mağaza kiraları, hammadde fiyatlarındaki artış ve sıkıntılar küçük üreticinin belini büktü” diyen Gürcan, sorun devam ederse orta ölçekli üreticilerin de finansal olarak zorlanacağını dile getiriyor. MOSFED Başkanı Ahmet Güleç de rekabette güvenli ve çevreye duyarlı tedarik zincirinin önem kazandığını dile getiriyor. Teslimat süresi, çevre duyarlılığı, hijyen ve Yeşil Mutabakat konularının öne çıktığını, katma değerli üretimin ve ihracatın önem kazandığını açıklıyor. Güleç, “Bu talepleri yeni rekabet unsurları gibi görmek ve adapte olmak zorundayız” diyor. İstikbal, bu ortamda teknolojik yatırımlarla üretim ve Ar-Ge gücünü artırmaya odaklanıyor. İstikbal yetkilileri, “Birbirinden farklı tasarımlarla ürünlerimize değer katıyoruz. Diğer yandan bayi yapılandırma faaliyetlerimize ağırlık veriyoruz” diyor. Sürdürülebilirliğe odaklanan Doğtaş’ın genel müdür yardımcısı Erim Tamer, “Geri dönüşüm koleksiyonumuzu müşterilerle buluşturuyoruz. 2024’e kadar portföyümüzün yüzde 40’ını, yüzde 100 geri dönüşümlü kumaş kullanımıyla hayata geçirmeyi hedefliyoruz” diyor.

YENİ DENGE

Sanayinin üç kritik sektörü makine, takım tezgahları ve elektrolitik bakırda rekabette dengelerde önemli değişiklikler yaşanıyor. Takım Tezgahları Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TİAD) Başkanı Fatih Varlık, son dönemde yaşanan en önemli değişimin otomasyon olduğunu söylüyor. Dünyadaki tüm rakiplerinin üretimde endüstri 4.0’a geçtiklerini açıklayan Varlık, “Bizim de otomasyona yatırım yapmamız gerekiyor. Ancak teknolojiyi dışarıdan alıyoruz. İlave gümrük vergileri, döviz kurundaki hareketlilik ve leasingdeki yüksek faiz otomasyona geçmek isteyenlerin önündeki ilk engel” diyor. Makine imalatında yer alan 30 binden fazla şirketin yüzde 98’ini de KOBİ’ler oluşturuyor. MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, kalabalık ve yatırım fazlası bulunduğunu söylediği sektörde agresif bir rekabet yaşandığını, rekabetin odağında inovasyon olduğunu söylüyor. Bilgi tabanlı rekabet ve en nitelikli iş gücünü istihdam edip koruyabilen ve ihracat yapabilenlerin rekabette öne çıkabildiğini belirten Karavelioğlu, “Sektörde fiyattan çok kalite ve performans odaklı satış yapıldığı için bunu yapamayanların üretimleri iyice küçülür” diyor. Elektrolitik bakır tel ve kabloda 20 şirket faaliyet göstermesine rağmen sektördeki 2 ana oyuncu pazarın yüzde 75’ine sahip. Dolayısıyla yeni oyuncular için çok fazla hareket alanı yok. Sarkuysan, liderliği devam ettirmek için katma değeri yüksek ürünlere yatırım yapıyor. Pandemi kaynaklı krizin elektrolitik bakır sektörünün entegre olduğu kablo, trafo, motor ve elektrik sanayi sektörlerinde büyük sorunlara neden olduğunu belirten Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, döviz kurlarındaki aşırı değişimlerin dövizle borçlanıp TL ile satış yapanlar için içinden çıkılmaz sorunlar yarattığını ifade ediyor. Yeşil Mutabakat’ın da önümüzdeki dönemde rekabette dengeleri etkilemesi bekleniyor.

KÂRDAKİ RİSKLER

Kimyada 21 bin şirket rekabet ediyor. Dijitalleşmenin ön planda olduğu yeni dönemde rekabetin yüksek teknolojiye dayalı ve çevreci yaklaşımla yapılan üretime kaydığını belirten İKMİB Başkanı Adil Pelister, “E-ticaret, e-ihracat, sanal fuarlar gibi dijital dönüşümü uygulayabilmek, Ar-Ge, tedarik çeşitliliğiyle beraber yerli üretime önem vermek bu dönemde rekabette ön plana çıkmanın ana unsurları” diyor. Bunların yanında finansmana ulaşımın da önemli olduğuna değinen Pelister, en büyük sıkıntının da buradan kaynaklandığını ifade ediyor. “Sektörde şirketler zarar etmekten çok büyürken yapılan hatalar yüzünden ya da nakit akışını düzenleyemedikleri için batıyor. Nakit akışına odaklanmak gerekiyor” diye konuşuyor. Plastikte 18 bin 698 şirket yer alıyor. Bu şirketlerin yüzde 84’ü mikro işletmelerden oluşuyor. Sektörde çalışanı 250’nin üzerinde olan şirket oranı da yüzde 0,1. Son dönemde sektörün en büyük sorunu, yerinde sayan hatta gerileyen satış fiyatlarıyla rekabetin zorlaşması, kâr marjlarının daralması. Sektörde katma değeri yüksek inovatif ürünler üreten, maliyetleri düşürerek kâr marjını artırabilen, küresel pazarda rekabetçi ihracat olanakları olan, Avrupa standartlarına uyumlu üretim yapanların güçlerini koruduklarını belirten PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, risk altındakileri de şöyle anlatıyor: “Kurlardaki oynaklık, yüksek enflasyon ve faiz, yüksek hammadde maliyetleri özellikle KOBİ’ler için büyük risk taşıyor. Yüzde 5’ler seviyesinde oluşan ortalama satış kârı, bu risklerle geriliyor. Bu durum şirketlerin en az yüzde 10-15’inin konsolide olacağı veya varlıklarını sürdüremeyeceğini gösteriyor.”

TASARIM BELİRLEYİCİ

Yoğun yatırım gerektiren seramik, seramik sağlık gereçleri ve seramik kaplama olmak üzere iki alana odaklanan ve her iki alanda da giriş bariyerinin yüksek olduğu bir sektör. Bu nedenle sadece 28 üretici yer alıyor. Sektörün 3 büyük şirketi de pazarın yüzde 35’ini elinde tutuyor. Üretiminin neredeyse yarısını ihracat odaklı gerçekleştiren sektörde ürün geliştirme, yeni teknoloji ve otomasyon kritik önemde. Sektörde çok küçük ölçekli oyuncu olmadığını belirten SERFED Başkanı Erdem Çenesiz, “Sektördeki ayrım büyük küçük değil tasarım ve inovasyona odaklanan ve odaklanmayanlar olarak yapılıyor. Bu iki unsura odaklanan işletmeler ölçek olarak küçük de olsa kârlı şekilde faaliyetlerini sürdürüyor” diyor. Ege Seramik markasıyla sektörde yer alan İbrahim Polat Holding’in CEO’su Baran Demir, nitelikli ve katma değerli ürün üretimi ve ihracat gücünün sektörde güç kazandıran unsurlar olduğunu söylüyor. “Yeni teknolojik üretimler, tasarım ve trendlerin takibini yapabilmek ve e-ticaret rekabetin en önemli silahı” diye konuşuyor. Demir, bu alanlara odaklanamayan ve yatırım yapmayanların pazar payı kaybı yaşayacaklarını düşünüyor. Hem değişen pazar koşulları hem pandeminin olumsuz etkileri birçok sektörde dengeleri değiştirirken seramik sektöründe bu anlamda çok fazla olumsuz gelişmeden söz etmek mümkün değil. Baran Demir de mevcut tabloyu nedenleriyle şöyle analiz ediyor: “Pandemide sektör iyi bir performans gösterdi. Birim satış fiyatlarında ve ödemelerde herhangi bir zor durumla karşılaşılmadı, hatta iyi bir satış trendine girildi. Batılı ülkelerde Çin mallarına oluşan antipatiden de yararlanarak ihracatımızı artırdık. Bu sebeple zor durumda olanlar bile toparlanma sürecine girdi. Zora giren 1-2 şirket olursa da kendi yanlışları veya aşırı finansman yükleri nedeniyle zora girmiş olacak.”

2021’DE SORUN ÇÖZÜLECEK Mİ?

GİRDİ PROBLEMİ Asus Türkiye Ülke Müdürü Özge Kılıç Güler, eskiden fiyat odaklı olan rekabetin son 1,5 yıldır sadece tedarike bağlı olduğunu belirtiyor. Kim daha fazla ürün sağlıyorsa pazar liderliğini onun elinde bulundurduğunu söyleyen Güler, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Pandemi dönemiyle başlayan panel ve işlemci gibi girdilerdeki problemler dönem dönem bellek, optik ve anten gibi parçalarda da kendini gösteriyor. 2021 yılının sonuna kadar tedarik sıkıntılarıyla ilgili ciddi bir düzelme öngörmüyoruz.”

AKILLI ÇÖZÜMLER PC sektöründeki rekabete, yenilikçi ürünler kadar ürün tedariki yön veriyor. Lenovo Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, rekabeti şöyle anlatıyor: “İhtiyaçlara cevap verecek ürünler sunmak rekabette öne geçmek için belirleyici kriter. Biz bu bağlamda tüketicinin ihtiyacına her zaman son teknolojilerle cevap veren yenilikçi ve akıllı çözümlere odaklanıyoruz. Yapay zeka teknolojilerinin, dijital dönüşümün, makine öğrenmesinin hızla hayatımıza girdiği günümüzde Lenovo, bu hızı yakalayarak liderlikte öne çıkıyor. Yeni ürünlerinde bu yeni teknolojilerden en iyi şekilde faydalanıyor.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.