enflasyonemeklilikötvdöviztümkiadplusel
DOLAR
16,3560
EURO
17,4523
ALTIN
975,35
BIST
2.391,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
K.Maraş
Açık
30°C
K.Maraş
30°C
Açık
Perşembe Açık
32°C
Cuma Az Bulutlu
32°C
Cumartesi Açık
32°C
Pazar Açık
34°C

AROMA GENEL MÜDÜRÜ SEFER KILINÇ: “2021 YILINI 2019’UN ÜZERİNDE TAMAMLIYORUZ”

Tedarik sorunlarının her sektörde olduğu gibi meyve suyu sektöründe de olumsuz etkileri olduğuna dikkat çeken Aroma Genel Müdürü Sefer Kılınç, tedarik süreçlerinde yaşanan sorunlara rağmen 2021 yılını pandemi öncesi yıl olan 2019’un üzerinde bir performansla tamamlayacaklarını vurguladı.

AROMA GENEL MÜDÜRÜ SEFER KILINÇ: “2021 YILINI 2019’UN ÜZERİNDE TAMAMLIYORUZ”

Pandemi döneminde en yıkıcı sorunlardan birisi de tedarik zincirindeki bozulma. Küresel düzeyde etkilerini gördüğümüz sorunun ulusal ve sektörel boyutta da etkileri devam ediyor. Biz de meyve suyu sektöründe yaşanan tedarik sorunlarını ve Aroma’nın hedeflerini Aroma Genel Müdürü Sefer Kılınç ile konuştuk.

Aroma olarak pandemi sürecini başından bu yana nasıl yönetiyorsunuz? Ve bu süreç sizi nasıl etkiledi?

Pandemi süreci aslında hem dünya hem Türkiye hem de Aroma için hiç alışık olmadık bir durumdu. Bu duruma ilk etapta nasıl tepki vereceğimizi bilemedik. Bu süreci en sorunlu hale getiren sokağa çıkma yasaklarıydı. Bunun sonucu üretimimizde ve satışlarımızda ciddi oranda düşüşler oldu. Hızlı aksiyon alabilmek için ekip çalışmasının çok önemli olduğunu tekrar gördük. Her türlü öneriyi dinledik ve ona göre de hızlı adımlar attık. Daha önce ihracat kanallarını geliştirdiğimiz e-ticarette çok daha ileri gitmemiz gerektiği ortaya çıktı. Bununla alakalı eksiklerimizi ortaya koyduk ve hızlıca ortadan kaldırdık.

Diğer taraftan sektördeki diğer firmalarla kollektif çalışmaya, iyi ilişkiler kurulmasına önem verdik.  Üçüncüsü, bizim 2025’e yönelik çok ciddi hedeflerimiz vardı. Bu hedeflerimiz markamızı pazarda çok güçlü hale getirmek ve pazarı domine etmekti. Bununla alakalı da eksiklerimizi belirlemiş ve yol haritamızı çizmiştik. Organizasyon yapımızı tamamen gözden geçirdik ve daha rekabetçi bir yapıya geçtik. Ancak pandemi nedeniyle bu hedefi 2027’e öteledik. İhracat yaptığımız ülke sayısını artırdık. Moğolistan ve Endonezya pazarlarına giriş yaptık.

Pandemi dönemi devam ediyor ama sokağa çıkma yasaklarının bittiği 15 Haziran 2021’den sonra sebebini tam olarak bilemediğimiz bir şekilde tüketim patlaması yaşandı. Bu artışlar genelde bizi mutlu eder. Ancak sebebini bilmediğimiz tüketim patlamasına karşı nasıl tedbir alınacağına, yatırım yapılıp yapılmayacağına karar vermek çok zorlayıcı oluyor. Çünkü mevcut üretim kapasitemiz talebi karşılamakta zorlanıyor.

Bu durum sizce neden doğdu?

Burada birçok parametre var. Bir tanesi pandemi döneminde bayilerde ve alt bayilerde, restoranlara, bakkallara kadar giden bir zincirde stokların bitmesiydi. Bu koşullarda kimse yüksek stok tutma maliyetini göze alamadı ve stoksuz gitti. Sonra piyasa birden açılınca tedarik ihtiyaçları çok arttı. Biz de bunu karşılamaya çalışıyoruz. Ama benim tecrübelerime göre bu açık 3 ay içerisinde bitmeliydi. Bu açık halen devam ediyor ve bunu karşılayabilmek adına pazar günleri, bazen bayramlarda bile çalışmak zorunda kalıyoruz. Bu durumun her sektörde böyle olduğunu görüyorum. Bununla beraber tedarik problemleri kendini daha da gösterdi. Genel olarak söylemekte çok yarar görüyorum; bizim şu anda en büyük sıkıntımız enflasyon değil, tedarik problemidir. Paranız olsa dahi mal bulamıyorsunuz.

Meyve suyu fiyatları da enflasyona paralel olarak çok yükseldi…

Biz Türkiye’nin her yerinden meyve alıyoruz. Bu sene meyve fiyatlarının hiç görmediğimiz biçimde yukarıya çıktığını gördük. Bunun iki sebebi var. Bir tanesi ihracata giden yaş meyve miktarındaki artış, ikincisi de başta gübre olmak üzere artan girdi fiyatlarıdır. Örneğin; bu sene meyve suyu için gelen kayısı çok az olduğu için herkese istediği kadar kayısı suyu veremiyoruz. Kotayla veriyoruz çünkü yarın hiç veremeyebiliriz. Artan meyve fiyatları yanında başta karton fiyatları olmak üzere tüm girdi fiyatları da yükseldi. Dolayısıyla ana girdisi meyve olan sektörümüzde fiyatların yüzde 100 artması çok doğal.

Fiyat artışları nedeniyle vatandaş sofralık gıda ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldi…

Evet, doğru. Bunun temelinde yine tedarik sorunu karşımıza çıkıyor. Mesela meyve suyunda 200 ml. ürünlerin pipetlerinin üretiminde Türkiye’de kriz çıktı. Bu pipeti bulamadıklarından dolayı bazı firmalar üretime ara vermiş de olabilir. Türkiye’de bu pipet üretimini yapan iki firmadan biri yerli diğeri yabancı. Yabancı firma üretimini kağıt pipete kaydırdı. Türk firmanın kapasitesi de talebi karşılamaya yetmedi. Bu nedenle biz Mısır’dan pipet alıyoruz. Çok ciddi bir maliyet bu. Aslında sektörü temsil eden STK’ların bunları görüp devlete stratejik firma önerileri yapmaları lazım. Doğrusu, Mısır’dan pipet alınmasını bize yakıştıramıyorum gerçekten. Çünkü pipet üretiminde Türkiye çok daha büyük bir üretim altyapısına ve ihracat potansiyeline sahip.

Daha önce böyle bir krizle karşılaşılmadı mı? Bunun planlanması gerekmiyor muydu?

Kesinlikle. Ama burada şunu bilmemiz gerekiyor; yurt dışı menşeili firmaların ticari koşulları kendi çıkarlarına göre şekillenir. Türkiye’nin çıkarlarına göre değil… Ama bir Türk firması Türkiye’nin çıkarlarını daha fazla dikkate alacaktır. Bu nedenle devletin hangi sektörlerde bu tipte kritik sıkıntılar olabileceğini STK’larla konuşarak planlaması lazım. Bu pandemi dönemi aslında devlete, üretici firmalara, tüketicilere sorunlar karşısında nasıl çıkış yolu bulunması gerektiğini öğretti. Ders almak zorundayız. Bununla alakalı hiç vakit kaybetmeden devletin STK’larla ilgili bir ombudsmanlık görevi oluşturması gerekiyor. Böylelikle STK’ların kişisel çıkarlardan arınmış bir biçimde çalışarak sektörleriyle ilgili doğru verileri toplaması ve doğru zamanda yetkili kurumlarla paylaşması sağlanmalıdır. Şunu da açıkça söylemek istiyorum ki devlet bankaları bu dönemde bütçeleri doğrultusunda gerçekten biz üreticilere yardım etti. Ama özel bankalardan aynı reaksiyonu görmedik. Bu yüzden nakit dengesini sağlayamadığı için birçok firma batmaması gerekirken battı. Devlet bankaları gibi özel bankalar da bu sorunları anlayıp cansuyu verselerdi durum gerçekten çok farklı olurdu. Buna çok üzülüyorum. Bu markaları yaratmak kolay değil. Artık devletin bu pandemi sürecinde bazı şeyleri gördüğünü ve bununla alakalı da hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Meyve suyu sektöründe yüzde 100 ürünler son dönemde popüler oldu. Artan fiyatlarla birlikte bu ürünlerde son durum nedir?

Sektörümüzdeki ürün gamı genelde yüzde 100 meyve suları, nektarlar, meyveli içecekler ve aromalı içeceklerden oluşur.  Yüzde 100 meyve sularında şeker, asitlik düzenleyici, koruyucu vb. katkı maddeleri yoktur. Diğer üç ürün grubunda bu katkı maddeleri bulunabilir. Dolayısıyla yüzde 100 meyve suları en sağlıklı ürün olarak görülür. Bu gruptaki ürünleri piyasaya sunduğumuzda tepkiler ve satışlar iyiydi. Fiyat alınabilir seviyedeydi. Enflasyon sebebiyle fiyatlar çok yukarıya gidince insanlar önce nektar ve meyveli içeceğe, ardından meyveli içecekten aromalı içeceğe döndüler. Ancak yine de yüzde 100 meyve suları pazarı büyümeye devam ediyor. Alım gücü artışıyla birlikte yüzde 100 pazarı daha da büyüyecek. Zaten sağlıklı, çevreci ürünlere doğru bir yönelim var. Biz de bu yönelimi dikkate alarak ilk defa Türkiye’de doğal kaynak suyunu çevreye duyarlı karton ambalaja koyduk. Türkiye’de bunu yapan tek firma biziz. Biliyorsunuz su, cam ve plastik ambalajda sunulur. Ancak pet ambalajların geri dönüşümü sıkıntılı bir konudur. Ayrıca güneşe karşı bırakıldığı zaman içindeki suyun tadını ve kalitesini bozabilir. Bu arada yeni trend olarak doğal kaynak suyuyla yaptığımız güzellik, detoks ve sindirimi destekleyici içecekleri de piyasaya verdik.

Fiyat farkı var mı?

Fiyat olarak bu kutuların maliyetleri cama yakın ama plastik malzemeye göre iki katı pahalı. Bu ürünlerin ismini Sa-de koyduk. Yurt dışında inanılmaz talep gördü ve ihracatımızı onlarla beraber artırıyoruz. İç piyasada ise hangi noktaya koyar isek orada tüketicilerimizin talep gösterdiğini gördük. Onunla ilgili yaygınlaştırma stratejimiz var.

Hazır ürünlere değinmişken ürün gamınızda Ar-Ge’nizden çıkan yeni ürünleriniz var mı?

Tabii, var. Aroma Sa-de dediğimiz ürünlerin çeşitliliğini artırıyoruz. Onunla ilgili tat testleri yapıyoruz. Bu testleri yurt dışında da yapıyoruz. Bu ürün grubuna 2022’de üç yeni ürün çeşidi ekleyeceğiz. Ancak hazırda Ar-Ge’si bitmiş 80 tane nihai ürün çeşidimiz var. Bunlarla ilgili doğru zamanlama yapmak durumundayız. Çünkü zamansız çıkan bir ürün piyasada yok olup gidiyor. Pandemi döneminde artan sağlıklı ürün talebi nedeniyle Aroma Sa-de sağlık ürünleriyle piyasada olmaya devam edeceğiz.

Sektörünüzle ilintili olduğu için sözleşmeli tarımın, iyi tarımın uygulanabilirliğini ve sürdürülebilirliğini de konuşalım biraz…

Biz çiftçilerimize iyi tarımın, iyi üretimin nasıl yapıldığını öğretmek zorundayız. Bu iş geçmiş alışkanlıklarla yapılacak iş kolu olmaktan çıkıyor. Avrupa’da bir ağaçtan 50 kilo ürün alınırken, bizde 15-20 kilo alınırsa biz bu rekabetin altında eziliriz. Ve biz bu meyveleri Türkiye’den alıp işlemektense yurt dışından getirmek zorunda kalırız. Bundan dolayı da üreticilerimizi bilinçlendirmemiz gerekiyor. Bununla alakalı da eskiden devletin “Her köye bir ziraat mühendisi” çalışması vardı. Bu proje, donanımlı ziraat mühendislerinin köylüye iyi tarımı öğretmede anahtar konumundaydı. Fakat o projenin ışığı ne yazık ki söndü. Herhangi bir sebepten bölünmüş, küçük parseller haline getirilmiş olan yerlerin büyük parseller haline getirilmesi, orada sağlıklı ve kaliteli ürünlerin yetiştirilmesi açısından önemlidir. İyi tarımı bilmeyen bir kişi ilaçları zamansız ve çok miktarda kullanabilir. Bu konularda biz tabii ki elimizden gelen her türlü yardımı vermeye hazırız. Ama üreticilerin tarımı doğru ve düzgün bir şekilde yapabilmesi için öğretilerini değiştirmesi gerekiyor. Bu sebeplerden dolayı fiyatların inip çıkmasıyla birlikte üreticiler belli dönemlerde ağaçları kestiler. Devletin buna izin vermemesi gerekiyor. Meyve ağaçları azaldıkça biz meyve suyu üreticileri üretim için gerekli meyveleri yurt dışından alacağız. Ya da meyve suyu kalitelerini aşağı çekip meyveli içeceğe döneceğiz.

Sözleşmeli tarım yapamıyoruz, çünkü binlerce ton meyveyi tek bir arazide bulmamız mümkün değil. Binlerce üreticiyle sözleşme yapmamız da mümkün değil. Sözleşme yaptığımız takdirde sözleşmeli tarımı iyi tarımla entegre etmemiz ve dolayısıyla bu üreticilerin üretimlerini denetliyor olmamız lazım. Bunu yapabilecek tarzda kadrolarımız da yok. Bu işi göstermelik olarak da yapmak istemiyoruz.

2021 yılını hedefleriniz dahilinde nasıl tamamlıyorsunuz?

2021 yılının ilk 6 ayı için çok ümitli değildik. Ama 2021 yılın başında pandemi sürecinin hafifleyeceği ile ilgili beklentilerimiz vardı. Bu yüzden bütçelerimizi 2020 yılına göre değil, 2019 yılına göre yaptık. Açılımla beraber ikinci yarıdaki bu hareketlenme bizi 2019 yılının yüzde 10 üzerine taşıdı. Doğal olarak 2020’nin çok üzerine çıktık. Geçmişte yaptığımız doğrularla birlikte 2021 yılı satış rakamlarımız 2019 yılı rakamlarının üzerine çıkacak. Maliyet artışlarına rağmen karlılığı da belli seviyelerde tutmaya çalışıyoruz. Çok fazla kar yapmak amacımız yok ama firmanın ilerleyebilmesi açısından sürdürülebilir bir karlılığa ulaşmamız gerekiyor. Bu hedefi de tutturacağımızı söyleyebilirim.

Peki ihracat iç piyasa dengesi nasıl olacak?

Şu anda ihracat oranımız yüzde 15 civarında ama bizim hedefimiz yüzde 25-30 aralığına en kısa zaman içerisinde gelebilmek. Bundan dolayı da ürün çeşitliliğini ve bağlantıları güvenilir ilişkiler içinde tutmamız gerekiyor. Her ikisi de önemli. Güvenilir olmazsanız hangi ürünü yaparsanız yapın, bir işe yaramıyor. Eğer çeşitliliğiniz yoksa güvenilir olsanız bile iş yapamazsınız. Ondan dolayı bizim hedefimiz iki sene içinde 25-30 bandına gelmek.

Pazarları çeşitlendirmek adına hedefinizde belli bir bölge var mı, yoksa dünyanın her tarafında fırsatları kovalıyor musunuz?

Fırsatları her bölgede kovalıyoruz ama açık olan Afrika ve Uzakdoğu’da çok önce hamleler yaptık. Mesela bu sene ilk defa Moğolistan’a ürün sattık. Bu, oraya mal satılamayacağı önyargısını ortadan kaldırdı. Aklımıza gelen her ülkeye mal satabiliriz. Yeter ki doğru iletişimi kurup oraya doğru ürünlerle gidelim. Bunu yaptığımız anda dünyanın her tarafı bizim için bir pazardır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.