enflasyonemeklilikötvdöviztümkiadplusel
DOLAR
17,9489
EURO
18,4200
ALTIN
1.036,54
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
K.Maraş
Açık
37°C
K.Maraş
37°C
Açık
Cumartesi Açık
35°C
Pazar Parçalı Bulutlu
35°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
37°C
Salı Parçalı Bulutlu
39°C

DOĞAN TREND OTOMOTİV CEO’SU KAĞAN DAĞTEKİN, BİSİKLET VE MOTOSİKLETLE STRES ATIYOR

Bisiklet ve motosikletin hayatının önemli bir parçası olduğunu söyleyen Dağtekin, “Hepimizin muzdarip olduğu yoğun iş ve şehir hayatının stresini atmak için mükemmel bir alan yaratıyor” diyor.

DOĞAN TREND OTOMOTİV CEO’SU KAĞAN DAĞTEKİN, BİSİKLET VE MOTOSİKLETLE STRES ATIYOR
Doğan Trend Otomotiv CEO'su Kağan Dağtekin, bisiklet ve motosikletle stres atıyor

İki tekerlekli araçlara tutkusu genç yaşlarda başlayan Doğan Trend Otomotiv CEO’su KAĞAN DAĞTEKIN, 2015 yılında ilk kez çok yoğun trafik sebebiyle motosiklet kullanmaya başladı. Bisikleti ise başlarda bir tutku olarak görürken daha sonra yarışlara katılarak profesyonel bir seviyeye taşıdı. Bisiklet ve motosikletin hayatının önemli bir parçası haline geldiğini anlatan yönetici, “Motosiklet ve bisiklet bence gerçek bir terapi etkisi yaratıyor. Hepimizin muzdarip olduğu yoğun iş ve şehir hayatının stresini atmak için mükemmel bir alan yaratıyor” diyor.

Motosiklet ve bisiklet, Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin’in çocukluk yıllarından beri tutkusu. Son 2-3 yıldır bisiklete çok zaman ayıramasa da fırsat bulup yola çıktığında pedal çevirmenin keyfini hatırladığını söylüyor. Motosiklet ise Dağtekin için bir sosyalleşme aracı. Motosiklet tutkunu insanların birbirine benzediğini düşünen Dağtekin, “Beraber vakit geçirmekten keyif alacağınız bir topluluğun parçası oluyorsunuz” diyor. İki tekerin üzerinde rüzgarı hissetmeyi seven herkes gibi Dağtekin için de bisiklet ve motosiklet adeta terapi etkisi yaratıyor. Şehir hayatının stresinden bu sayede uzaklaşıyor. Kağan Dağtekin ile bisiklet ve motosiklet tutkusu üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdik:

Hepimizin çocukluk hayallerinden biri bisikletti… Sizin bisikletle ilk karşılaşmanız nasıl oldu?

Benim çocukluk yıllarımda herkesin bisikleti yoktu. Bu yüzden mahallede bisikleti olanlara şanslı çocuklar gözüyle bakılırdı. Çoğunun Pinokyo markalı bisikleti vardı. Bisan markalı bisikletler lüks sayılırdı. Sayısı çok az olan birkaç şanslı arkadaşımızın sahip olduğu Polo markalı üç vitesli bisikletler vardı. Bu markaları Almanya’da tanıdığı olanlar getirirlerdi. Tabii bu vitesli bisiklete sahip olanlar hep ayrıcalıklı olurdu. Açıkçası ben bir Pinokyo marka bisiklet beklerken babam bana sürpriz yapmış ve Almanya’dan bir bisiklet getirtmişti. O dönemde yarış bisikletinin hayalini bile kuramazken ilk bisikletim mavi renkli bir Heidemann yarış bisikleti olmuştu.

Bisikleti bir spor aracı olarak seçmenizin nedeni nedir? Bu sporun size nasıl faydaları oluyor?

Bisiklet benim için hep bir tutku ve çocukluğuma olan özlemdi. Evlenene kadar her daim bisikletim odamda, duvara asılı başköşede bana arkadaşlık etti. Derken iş hayatıyla yoğun bir gündem hayatıma girince uzunca zaman bisikletim sadece dekor olarak duvarda asılı kaldı. Fakat sonra, 2014 yılında çok sevdiğim bir arkadaşımın verdiği motivasyonla Bahreyn’de bir bisiklet yarışına katıldım. O sayede bisiklet tutkumla yeniden buluştum.

En sevdiğiniz bisiklet rotaları nereler?

Sadece keyif almak için bile bisiklete bindiğim dönemlerde çoğunlukla Belgrad Ormanı’na giderdim. Fakat yol bisikleti serüveni başlayınca İstanbul’un çok kısıtlı imkan ve rotalar sunduğu gerçeğiyle karşılaştım. Yine de Anadolu Yakası’nda sahil yolu ve Şile tarafları bu anlamda daha keyifli rotalar sunuyor. Aslında ülkemizin buna müsait çok güzel bir coğrafyası var ve bisiklet, spor için önemli olmasının ötesinde hayatın kolaylık ve sağlık getiren bir parçası olabilir. Diğer yandan trafik ve bilinçsiz sürücüler yüzünden ancak çok kısıtlı zaman aralıklarında, sabah 06.00-08.00 arasında kalabalık şehre inmeden grup halinde bisiklet yolculuğu yapabilirseniz şanslısınız demektir. Bisiklet yolu olarak ayrılan alanlar ise yine bilinçli sürücüler olmaması nedeniyle maalesef amacına hizmet edemiyor. Renkli görünsün diye yağlı boyayla boyanmış, ilk yağmurda düşme garantisi olan bisiklet yolları, dörtlülerini yakan otomobillerin otopark alanı olarak kullanılır durumda. Bisikletliler için atılan adımlar iyi niyetli de olsa belli ki uzmanların görüşü alınmadan yapılıyor. Buna bir de bilinçsiz ve her yerin kendi yolu olduğunu düşünen otomobil kullanıcıları eklenince durum oldukça iç karartıcı bir hale bürünüyor.

Tatillerinizde de bisikletle keşif yapmayı sever misiniz?

Kesinlikle! Bence Avrupa’da özellikle İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda gibi bisiklet kültürünün yaygın olduğu, sokak aralarında keyifli kafeleri ve yaşam alanları olan şehirlerde bisikletten daha iyi bir alternatif yok. Şehri yaşamak ve orada yaşayan insanlarla aynı havayı solumak için bulunmaz fırsat. Pandemi nedeniyle uzun zamandır tatil için yurt dışına çıkamıyoruz ama gittiğim zamanlar ilk iş elektrikli bisiklet kiralayıp şehrin havasını soluyarak lokal ve turistik olmayan yerlerde kahve içip şehri tam anlamıyla yaşamaya çalışırım.

Bir grubunuz var mı yoksa daha çok bireysel olarak mı yola çıkıyorsunuz?

Tek başıma nadiren de olsa yola çıkarım ama spor amaçlı tempo yaptığımızda kesinlikle grupla birlikte olmayı tercih ediyorum. Artık birçok bisiklet takımı ve grubu var. Kendi temponuza ve tercih ettiğiniz saatlere göre en uygun grubu bulup birlikte pedal çevirebiliyorsunuz.

Bisiklete günlük ya da haftalık olarak ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz?

Hedeflediğim bir yarış olduğunda özellikle tempo yakalama dönemlerinde haftada 3-4 gün toplam 6 ila 10 saat arasında vakit ayırmaya özen gösteriyorum. Son 2-3 yıldır hakkını veremiyorum diyebilirim. Bu yıl ilk kez ağustos ayında yola çıktım.

Genellikle kaç km yol kat ediyorsunuz?

Gezinti ya da düşük tempo yaptığımızda 40 km’nin altında kalmamaya çalışıyorum. Antrenman dönemlerinde 60 ila 100 km arasında tempolu sürüşler oluyor. Katıldığım yarışlar içinde en uzun mesafe İstanbul-Bursa yarışıydı. Toplam 120 km kat etmiştik. Sonrasında üç porsiyon İskender yemiştim. Zorluk olarak en çok zorlandığım yarış, 2016 yılında Almanya Wiesbaden Ironman yarışıydı. 4 saat 46 dakikada 90 km parkuru zorlanarak bitirmiştim. Toplam 2 km’si tırmanış olan bu yarış, hayatımın en zor ve en antrenmansız katıldığım yarışıydı. Ekip olarak bayrak yarışı yapmış ve yarış sonunda “Daha da gelmeyiz Wiesbaden’a!” demiştik.

Bisiklet ve motosikletin sizin iş ve özel hayatınıza katkısı nedir?

Motosiklet benim için iyi bir sosyalleşme aracı oluyor. Zira motosiklet kullanan insanların karakterleri sanırım birbirine benziyor. Birbirine karşı saygılı ve düşünceliler. Böyle olunca beraber vakit geçirmekten keyif alacağınız bir topluluğun parçası oluyorsunuz. Üstelik dünyamızı ve ülkemizin güzel coğrafyasını normalde arabayla gidip göremeyeceğiniz, aklınıza gelmeyecek noktalarını keşfetmek için bir fırsat yaratıyorsunuz. Bir de motosiklet ve bisiklet bence gerçek bir terapi etkisi yaratıyor. Hepimizin muzdarip olduğu yoğun iş ve şehir hayatının stresini atmak için mükemmel bir alan yaratıyor.

“YOLLAR SÜRPRİZLERLE DOLU”

“SORUNLAR SAYMAKLA BİTMEZ” Bisiklet ve motosiklet kullanan kişilerin trafikte karşılaştığı sorunlar saymakla bitmez. Yollar sürprizlerle dolu. Mantık hatalarıyla dolu viraj açıları, ışıklara uymayan sürücüler, dikkatsiz hatta nobran kullanan araç sürücüleri… Dolayısıyla biz motorcular ve bisikletçiler çok ama çok dikkatli olmak zorundayız.

“TEDBİRİ ELDEN BIRAKMAM” Bizi sürücülerin görmelerini bekleyemeyiz, kendimizi göstermek ya da görmediklerini düşünerek defansif olmak zorundayız. Trafikte tek dostumuz kendimiziz. O yüzden eğitime ve ekipmana çok önem veriyorum. Düşmekten kaçınmak için ultra-dikkatli ve riskten kaçarak motosikleti kullanmaya çalışıyorum. Ama bu işin fıtratında düşmek var ve o durumda da sizi koruyacak şey ekipman ve kıyafetinizdir. O konuda ise tedbiri hiçbir zaman elden bırakmıyorum.

“MOTOSİKLET GENÇLİK HAYALİMDİ”

STRES ATMA YÖNTEMİ Motosiklet benim için çok genç yaşlardan beri bir istek ve hayaldi. Ama gerek imkanlar gerek annemin baskısı uzun yıllar motosikletten uzak kalmama neden oldu. 2015 yılında ilk kez çok yoğun trafik nedeniyle eve geç varmam ve oğlumu çok az saatler görmem nedeniyle motosikleti düşündüm. Ve o günden beri motosiklet hayatımın önemli keyif ve stres atma yöntemi oldu.

HANGİ MARKALARI KULLANIYOR? Şu anda Suzuki, Aprilia, Piaggio, Vespa gibi markalarımızın tüm motosikletlerini kullanıyorum. Moto Guzzi Racer satın almıştım, kısa zaman önce onu sattım ve Aprilia bakıyorum. Ayrıca garajımda BMW’de çalıştığım dönemden yadigar GS1200 Adventure motorum var.

TURLARI KAÇIRMIYOR Şu an işim ve evim arasındaki mesafe çok kısa ve motosiklete günlük olarak çok ihtiyacım olmuyor. Yeni motosikletlerimizi test etmenin dışında günlük olarak çok sık kullanıyorum diyemem. Liseden arkadaşlarımızla kurduğumuz ve kısa zaman sonra onuncu yılını kutlayacak “Sarı Siyah Motosiklet” ekibimizin uzun turlarını kaçırmamaya çalışırım. Her yıl 1-2 defa uzun tur yaparız. Örneğin bu yıl haziran ayında Mengen-Kastamonu-Zonguldak rotasında kısa bir Batı-Karadeniz Turu yaptık.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.